![]() |
Fadıl, ben ve EA |
(FOTOĞRAFLAR:
KORAY IŞIK)
Emre
Aydın, uzun bir zamandır İsveç Stockholm’de son albümü “Eylül Geldi Sonra”nın
kayıtlarıyla uğraşıyordu. Bu satırları okuduğunuz sıralarda raflarda olması
planlanan yeni albümünden, İsveç’teki prodüktörünü nasıl delirttiğine, adının karıştığı
MTV yolsuzluğu meselesinden üzerine çöken ve artık kendisini de sıktığını
itiraf ettiği hüzünlü şarkılarına kadar tüm çıplaklığıyla olanı biteni anlattı,
biz de dinledik.
** “Eylül Geldi
Sonra” albümün adı. Çıkış şarkısı ne olacak?
“Akşamlarda Parmak İzlerin” diye bir şarkımız
var, muhtemelen çıkış şarkımız olacak. “Eyvah” da var bir de “Buralar Yalan”
var onun üzerinde duruyoruz. İki tane cover var bu albümde. Biri Sezen Aksu
Zülfü Livaneli ortak çalışması olan “Belalım”, diğeri de Nazan Öncel’in
“Geceler Kara Tren”i… Aslında Sezen Aksu ve Nazan Öncel destekli bir albüm
diyebilirim bu albüm için. Cover’larda izin alırken zorluk çıkarmayı bırakın,
hep teşvik edici durumlar söz konusu oldu ikisinden de.
** “Soğuk
Odalar”da tanıdığımız Gülden Mutlu’nun albümüne prodüktörlük vardı, ne oldu?
Biz
“Unutamam Dedin” sonrasında Gülden Mutlu ile yollarımızı ayırdık. Yaptığı işi
anlamadığımızı düşünmeye başladık. Konuşuyoruz ne yapıyorsun ne ediyorsun diye,
ama ortak çalışmıyoruz artık.
** Birazdan izleyeceğimiz
İş Sanat akustik konserinde yeni şarkı duyacak mıyız?
Aslında
yeni şarkıları çalmaya hazırlıklıyız ama şöyle bir şey oluyor. Konser esnasında
yeni şarkı cep telefonuyla kaydediliyor, albüm çıkmadan internete düşüyor.
Binlerce insan o şarkıyı o videonun sunduğu kayıt çerçevesinde dinliyor ilk
kez. Sadece sound için iki sene çalışmış insanlarız yahu… Yoksa ben de artık
yeni şeyler çalmak istiyorum.
“İSİMSİZ TRIP
HOP ALBÜMÜ YAPMAYI HÂLÂ ÇOK İSTİYORUM”
** Bir sene önce
konuştuğumuzda isimsiz olarak trip hop işler yapma fikri vardı… O ne oldu?
Şöyle
bir hayalim halen var: Bu kayıt kuyut işlerinin içine girdim artık ben, biraz
istemeyerek girdim ama girdim yani sonuçta. Bu albümü kazasız belasız bitirdik.
Şimdi artık isimsiz veya bir grup kurarak İngilizce trip hop albüm yapma
niyetim var. Evde müzik dinleyeyim dediğimde eğer işimle ilgili değilse hemen
trip hop dinliyorum, ben seviyorum yani. İçimde uktedir. Birini bulsam, “hah
ben de seni arıyordum!” diye yapışacağım yakasına…
** İçinde bir
diğer ukte de korku filmi işi…
Evet,
bitirmek üzereyim senaryoyu. Bizim yapım şirketi olarak da çıkaracağımız diğer
şarkılar veya diğer işlerimiz benim albümüme göre şekilleniyor maalesef. Ben de
her aklıma estiğimde oturamıyorum işlerin başına, çok turnemiz oluyor çünkü.
Ben hep söylüyorum sana, başlamış oluyoruz çünkü bu işe, hayal ürünü değil
yani, başlıyoruz da. Ama tak diye araya turne giriyor, üç ay gecikiyor. Aslında
var ama ben atıyormuşum gibi oluyor bu sefer…
** Bir önceki
albüm Londra’daydı, bu kez yine Stockholm’de oldu. Nasıl geçti?
Bu
sefer çok zorlandım. Benim işlerim de, Mustafa’nın (Ceceli) işleri oldu ve
gecikti. En son biz kendimiz girdik ve bitirdik. Dinleyiciyi bağlamıyor
biliyorum. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, benim içime sindi. Elbette bir
kişi bile beğenmese ben çok üzülürüm ama dinleyici olarak çok iyi bir albüm
olduğunu düşünüyorum.
** Plak
şirketinin deadline vermesi baskı kuruyor mu üzerinde?
Gerçekten
bilmiyorum bunun cevabını. Ben eğer üzerimde “bir deadline’ım var” baskısını
hissetmesem o işi bitirmeyebilirim. Dolayısıyla biraz “ayın 20’sinde teslim
ediyoruz” denmesine ihtiyacım olabiliyor. Matts’ın en son bana gönderdiği
mailin uzantısı şuydu: “Eyvah Mix 12”… “Kendimi kesicem” yazıyor, “bunu da
beğenmezsen”.. Hahaha, 12’inci mix yani düşünsene! Eminim 100 yaparım ben onu
da, Allahtan deadline diye bir şey var.
“KİMSE BEĞENMESE
DE BU ALBÜMÜN ARKASINDAYIM”
** Şarkılar
bitince ekibin dışında kimlere dinletiyorsun?
Aileme
yolluyorum. Benden daha heyecanlılar. İki şarkı dinletip “hangisi daha iyi”
dediğinizde insanlar kendi beğenisinden ziyade ticari olarak size yardımcı
olmaya çalışıyorlar. Onu bilerek dinletiyorum. İki sene kapanıyoruz çünkü, o
şarkıları bir süre sonra duymamaya başlıyoruz. İlk hissettiğinize güvenmek
durumundasınız. Ama “benim dediğim olacak” diye tutturmuyorum. Vicdani
rahatlığım şu, biliyorum ki benim söylediğime de bir video çekilecek illa ki.
Atla deve değil, ilk şarkıyı biz seçiyoruz tamam ama sonraki 9 tanesine
dinleyici karar veriyor. Zevkime güveniyorum. 2002’de ilk albümü yaptım,
2013’teyiz biliyorum artık bunu ben. Pop rock kategorisinin genelini yansıtıyor
benim zevkim. Kimse beğenmese de arkasındayım yani bu albümün.
** Instagram
hesabındaki fotoğraflar gerçekten çok iyi. İlgi var mıydı hep fotoğrafa?
Vardı
ama biz İngiltere’ye gittiğimiz dönem ben görüntü yönetmenliği üzerine
çalıştım, okuluna gittim. Bir iki müzik videosu çektim. Görüntü yönetmeni Veli
Kuzlu dedi ki, “teknik işlerin içinde kaybolmuşsun, biraz fotoğraf çek”. Ben de
çekmeye başladı. Çok güvenirim Veli’ye, benim videolarımın bir çoğunun da
görüntü yönetmenidir kendisi. İşim olmasa da gitsem bir yerde fotoğraf çeksem
diyorum şimdi.
** Fotoğrafla
ilgili bir şey yapmak istiyor musun ilerde, belki bir sergi açmak gibi?
Bir
kitap yapmayı düşünüyorum, gelirini bir hayır kurumuna bağışlamak kaydıyla.
İlgi duyduğum alan sokak fotoğrafçılığı, ama belki de doğa fotoğrafları da
olabilir, İzlanda gibi. Ama benim iki ay falan boş zamanım olmalı. Ailemle bir
yere gidiyoruz mesela. Ben “bi’ dakka bi’ dakka!” diyerek bunları durduruyorum
çünkü orada bir açı görüyorum tamam mı… Oraya kuruyorum ve pozluyorum, 20
dakika bekliyorum. Yanımdaki insanlar benden nefret ediyorlar. Ben orada
görüntü yönetmeniyim. Fotoğraf daha zor bir iş. Sergide sunum, pazarlama
bilmemne bir sürü şey var… Ama kitap öyle değil, “sosyal medyada böyle bir
kitap var” diyorsun bitiyor. Ben fotoğrafçıyım diye bir iddiam yok. Ben
fotoğrafı ve sinemayı da çok seviyorum ve vaktim olduğu kadar ilgileniyorum.
“DİNLERKEN YİNE
‘NE ACI ÇEKMİŞ BE ARKADAŞ’ DİYECEKLER”
** Geçen kış
“Soğuk Odalar” çıktı diye fanların “Eee, gerisi yok mu?” demişlerdi.
Benim
kadar albüm yaparken yorulan biri daha var mıdır, diye düşünüyorum. Single
yaptığım zaman bana epey kızdı insanlar. Ama ben birinci albümde de kafama göre
gitmiştim. Benim üzerimde bir baskı var, bu da olumlu bir şey. Bana kalsa
bitmez işler. Gece iki buçukta mastering’i yapan adamla kavga edebiliyorum.
Adam diyor ki “içerde çocuğum uyuyor”. Ama bir işi bir kere yapıyorsun. Nefret
ediyorlar benden! Bana e-mailler “ters surat” olarak gelmeye başlıyor sonra.
Beğenilmeyecekse ben “hayır abi, bu güzel, siz beğenmediniz” diyebilmek
istiyorum çünkü.
** Kaba
tabiriyle “tutacağını” bildiğin bir şarkıyı çöpe atabiliyor musun?
Tabii
canım. “Kağıt Evler”e girecekti “Buralar Yalan” diye bir şarkı. Bir türlü
düzenleyememiştik. Dört sene yattı o şarkı.
** Yapmaktan
pişmanlık duyduğun bir şey var mı bunca senelik müzik kariyerin içinde?
Birinci
albüme biraz daha karakterimi yansıtabilirdim. Aynı playlist’e o albümün
sound’unu daha iyi yapabilirdik. 6. Cadde’den bahsetmiyorum, o zamanlar
çocuktuk. 21 yaşındaydım ben daha, “oha albüm yapıyoruz” diyordum zira. Ama
“Afili Yalnızlık” konusunda kendimi eleştiriyorum. Eğlenceli şeylere çok kapalı
değilim ama konsept olarak yaptığım için bozmak istemiyorum. Birkaç tane daha
eğlenceli şarkı yapabilirmişim. Evde son albümü dinlerken birisi “Ne acı çekmiş
be arkadaş diyecekler gene” dedi. Orada bir eksikliğim var evet. Konsept albüm
yapma takıntısı bu sanırım. Bir sonraki albümü böyle yapmayacağım. Daha neşeli
şarkılar yapabilirim. Evet sahiden de belirli bir ruh haliyle dinlenebilir bu
şarkılar, benim de içimi sıkıyor bazen yahu kendi şarkılarım!
“HERKES BİLİYOR
Kİ EMRE AYDIN… KİM HERKES?”
** Eylül başında senin de adının geçtiği bir YouTube yolsuzluğu haberi okuduk, sen de MTV’deki
yarışma yüzünden suçlandın hatta. Nedir son durum?
Bir
dava söz konusu. “Böyle bir dedikodu var” diye bir haber yapıldı. Kaldı ki
konunun benle ilgisi nedir, “aslında MTV’de hile yapıldı, bunu da herkes Emre
Aydın’dan öğrendi” ne demek? Emrah da hacker ilan edildi. Adam “ne bilgisayar
alayım” diye bana soruyor. Ben sonrasında konuşmadım, bu dedikodu üzerine cevap
yazdık ve savcılığa suç duyurusunda bulundum. O yazıda maNga da suçlandı.
“European Best Act” denilen şey zaten MTV’nin dünyada tanınmayan ama Avrupa’da
tanınan, o ülkelerin MTV’leri tarafından seçilmiş kişilerin yarıştığı, oy
sınırlamasının olmadığı bir şeydi zaten. Ben “Avrupa’nın en sevilen
sanatçısıyım” demedim ki, muhtemelen o kişi halen Michael Jackson’dır. Okumuş
yazmış insanların bu tip yazıları prim yapmak için yapması bizi üzdü. Hukuki
platformda devam ediyor bu mesele. Bugün yine aday olsak, yine fanlarımız bizi
destekler ve organize oluruz ve kazanmak için uğraşırız. “Herkes biliyor ki
Emre” falan… Kim herkes? Bence bunun cevabı yok. Sınırsız sayıda oy atılabilen
bir yarışmada nasıl hile yapabilirsiniz ki? Bir şeye adaysak, orada iddialı
oluruz elbette. MTV ne YouTube ne bir kere? YouTube’da maddi bir yolsuzluk var.
İkisi ayrı konular.
“HAYKO’NUN
ALBÜMÜNÜN DEĞERİ İLERDE ANLAŞILACAK”
**Bu ara en çok
kimleri dinliyorsun?
Yalın,
Bengü, Mustafa Sandal’ın “Tesir Altında”sı. Hayko’nun (Cepkin) albümünü
dinliyorum mesela.
**Beğendin mi,
çok eleştirildi Hayko’nun albümü.
Artık
kimseyi dinlememeye başladığı için dinliyorum, bu konuda inat edeceğini
biliyorum. Ama o iş bence bir süre sonra bir yere gelecek. Bence konsepti tam
oturtamamış olabilir insanlara göre. Ama ilk çıktığında da tartışılıyordu
Hayko. Neşet Ertaş da dinliyorum, Son 10 gündür de Michael Jackson dinliyorum. Jackson’ın
üstüne de Emel Sayın açıyorum.
**Neşet Ertaş
demişken, Ceylan Ertem yorumu ne güzel değil mi “Gönül Dağı”nın...
Kesinlikle.
Ama hemen her yorumu güzel zaten Ertem’in. Bu ülkenin en önemli yorumcularından
birisi bence. Sezen Aksu cover’ları da çok başarılı sahnede çaldığı.