7 Temmuz 2014

Bu ikiliye dikkat: Sia ve Die Antwoord



günün gününden güzel geçsin Sia'cığım (GGGG)


Sabah olana kadar bu bardak boşalmayacak...  
SIA- 1000 FORMS OF FEAR (Temmuz 2014) 

2014 müziğin en iyi yıllarından biri. Pek çoğumuzun belirttiği üzere "Chandelier" de bu senenin en iyi şarkılarından biri. Buna şimdiden karar verdik. Sürekli içen, canı acıyan, "rimelleri akmış" (Teoman bunun ekmeğini yıllarca yedi) o depresif kadın, Sia'nın ta kendisi. Öyle ki, "içip içip kusura bakmazsanız bir avize bulup, tepesinden sallanacağım" diyerek acısını haykırmakta bir sakınca görmüyor. Acılı kadın, içiyor ve gözlüklerini sabahın ilk ışıklarını görmeden çıkarmayacağını söylüyor. Dağılmış, "1-2-3 iç! 1-2-3 iç!" diyerek shot'larını sayıyor. Ve tekrar çıkıyor avizeye, canı acıya acıya bağırıyor: "parti kızlarının canı acımaz" diyor, ben bir "iyi vakit geçirme telefonuyum". "Telefon patlıyor, kapı çalıyor" ve kadın aşkı hissediyor, yatakta tabii... Yarını düşünmeden, gecede süzülen bir kuş gibi... Fakat bir yandan da gözyaşları kuruyana kadar. Geceye tutunduğunu söylüyor Sia, "sevgili hayat, dayanıyorum buna, tutunuyorum geceye ve ardıma bakmadan yoluma devam ediyorum". Ama esas kızımız aslında sandığınız kadar dayanıklı değil, "sabah olana kadar bu bardak boşalmayacak" diyor. Tıpkı bir zamanlarımıza damga vurmuş 'How I Met Your Mother'da Lily'nin marshall'ın yokluğunda otelin barından kanka edinip bardağını sürekli dolu tutması ve acısını sarhoş olarak unutmak istemesi gibi.


11 Mayıs 2014

TÜRKÂN

yıl kaç acaba? türkan gıdıklayarak beni güldürmeye çalışıyor
Gene seni rüyamda gördüm. Üzerinde yeşil hırkan yoktu bu kez, ama her defasında burnunun dibine girip “Sen yaşamıyorsun artık ve bu bir rüya biliyorum. Eğer rüya değilse elimi tut” diyorum. Hooooop diye gidiyorsun.

Bir defasında gençliğini gördüm. Annemin de gençliğiyle birlikte merdivenden çıkıyorduk. Ben şimdiki ben’dim lakin. Belki de şimdiki ben’i azıcık birazcık tanıyınca daha çok seversin diye düşünmüşümdür. Aslına bakarsan, beni sevdiğine eminim. “Sen ilk göz ağrısısın” diyordun hep, ben üzüldüğümde. Çünkü dedem, bir türlü onaylamadığı bir evlilikten doğan ilk torunundan ziyade, oğullarının torunlarını hep bir başka sever, onların çifter çifter yer aldığı fotoğraflarını masasına çerçeveletir, “Eee kızım, sel gider kum kalır” derken, ben çok üzülürdüm. Diğer torunlar kumdu, ben seldim. Geldiğimde her akşam ona büyük rakısını bakkaldan alan da bendim. Belki beni o zaman daha çok severdi. Ama ben, “İstanbullarda yaşayan” uzak torundum. Bu yüzden, dışlanmış gibi hisseder, üzülür ve belli etmezdim. Zamanında sarhoş kafayla Karaköy’den denize uçmuş olan dedemi severdim gene de hakkını yemeyeyim. O zamanlar Vosvos’u varmış, dedem ve armut gibi olmuş diğer iki arkadaşı her nasılsa o kafayla yola çıkmış ve hepsi bir şekilde o kazadan sağ kurtulmayı başarmış. Güzelim Vosvos denizin dibini boylamış tabii... O muzaffer günün ardından kalan gazete kupürü halen durur. Neyse... Konuyu dağıtmayalım.

28 Nisan 2014

Milan'dan sonrası. Nokta!

Shakira yeni albümde"zaten kıvraklıkta yapacağımı yaptım, biraz da reggae'ye, rock & roll'a göz kırpayım" diyor.


Yeni anne olmuş hemen her sosyal medya arkadaşımızın hesabında bebeğine ilişkin bazı detayları istesek de istemesek de görüyor, duruma göre “beğen”iyor, duruma göre de “amanın, yeter” diyerek kapatıyoruz. Dünya starları anne olduğu zaman da pek bir şey değişmiyor, aslına bakarsanız. Shakira, Barcelona’nın ünlü oyuncusu Gerard Piqué ile birlikteliğinden dünyaya gelen bebeği Milan’ı kucağına aldı ve hayatı da müziği de elbette “Milan’dan önce ve sonra” olarak ikiye ayrıldı. 

31 Aralık 2013

2014'te ne dinleyeceğiz?



** Aktüel'in 2013 almanağı olan son sayısında yayınlanmıştır.**

Türkiye’den örneklere bakacak olursak 2013 boyunca iyi pop şarkıları ve sevdiğimiz ekiplerden iyi rock şarkılarını dinlediğimizi söyleyebiliriz. 2014’e kuşbakışı bakıyor ve görüyoruz ki, yeni senede bir süredir sesi çıkmayan rapstarlarımızdan albümler peşisıra geliyor olacak.

Ceza, sound değişikliğine gittiği yeni albümünü 2014’te dinleyicisiyle buluşturacak olmanın heyecanı içinde şu sıralar. Alper Erinç prodüktörlüğünde kaydedilen albümde yerli ve yabancı düetler var. Killa Hakan 2014’ün ilk aylarında yeni albümü “Son Mohikan”ı yayınlayacak. Albümde Killa Hakan’a Ceza, Jay Ja Ballas, Eko Fresh, Summer Cem ve Mustafa Tuncer gibi isimler eşlik ediyor. Her iki albüm de Esen Müzik’ten gelecek. Geçtiğimiz sene “Kalp Hastası” adında bir albüm yayınlayan Sagopa Kajmer de eşi Kolera’nın solo albümü için harıl harıl çalışıyor. Sagopa Kajmer prodüktörlüğünde kaydedilen solo albümü için de Kolera, Chicagolu MC Illa Ills ile birlikte “HipHop Hybrid” adında yeni bir single yaptı. Melankolia Müzik’ten yayınlanacak albümün çıkış şarkısı ise “Den Den Koy” adında.

18 Aralık 2013

Emre Aydın'ın kulisinde: "Şarkılarımdan bazen ben bile sıkılıyorum"

Fadıl, ben ve EA
Albümün tamamından gelen 5 dakikalık YouTube teaser’ı iki gün içinde 90 bine yakın izlendi, “#eylulgeldisonra” hashtag’i Twitter’da “trending topic” oldu. Emre Aydın, son albümü “Eylül Geldi Sonra”yı 15 Kasım'daki İş Sanat konserinin kulisinde ilk kez Aktüel’e anlattı.

(FOTOĞRAFLAR: KORAY IŞIK)

Emre Aydın, uzun bir zamandır İsveç Stockholm’de son albümü “Eylül Geldi Sonra”nın kayıtlarıyla uğraşıyordu. Bu satırları okuduğunuz sıralarda raflarda olması planlanan yeni albümünden, İsveç’teki prodüktörünü nasıl delirttiğine, adının karıştığı MTV yolsuzluğu meselesinden üzerine çöken ve artık kendisini de sıktığını itiraf ettiği hüzünlü şarkılarına kadar tüm çıplaklığıyla olanı biteni anlattı, biz de dinledik.

** “Eylül Geldi Sonra” albümün adı. Çıkış şarkısı ne olacak?
 “Akşamlarda Parmak İzlerin” diye bir şarkımız var, muhtemelen çıkış şarkımız olacak. “Eyvah” da var bir de “Buralar Yalan” var onun üzerinde duruyoruz. İki tane cover var bu albümde. Biri Sezen Aksu Zülfü Livaneli ortak çalışması olan “Belalım”, diğeri de Nazan Öncel’in “Geceler Kara Tren”i… Aslında Sezen Aksu ve Nazan Öncel destekli bir albüm diyebilirim bu albüm için. Cover’larda izin alırken zorluk çıkarmayı bırakın, hep teşvik edici durumlar söz konusu oldu ikisinden de.

** “Soğuk Odalar”da tanıdığımız Gülden Mutlu’nun albümüne prodüktörlük vardı, ne oldu?
Biz “Unutamam Dedin” sonrasında Gülden Mutlu ile yollarımızı ayırdık. Yaptığı işi anlamadığımızı düşünmeye başladık. Konuşuyoruz ne yapıyorsun ne ediyorsun diye, ama ortak çalışmıyoruz artık.

** Birazdan izleyeceğimiz İş Sanat akustik konserinde yeni şarkı duyacak mıyız?
Aslında yeni şarkıları çalmaya hazırlıklıyız ama şöyle bir şey oluyor. Konser esnasında yeni şarkı cep telefonuyla kaydediliyor, albüm çıkmadan internete düşüyor. Binlerce insan o şarkıyı o videonun sunduğu kayıt çerçevesinde dinliyor ilk kez. Sadece sound için iki sene çalışmış insanlarız yahu… Yoksa ben de artık yeni şeyler çalmak istiyorum.

25 Kasım 2013

“UMUT, GERÇEĞE KATLANMAMIZI SAĞLAYAN KEYİF VERİCİ BİR MADDE, VE BEN KULLANMIYORUM”



HAKAN GÜNDAY’DAN BİR İNSAN KAÇAKÇILIĞI ROMANI: “DAHA”

Genellikle bol “distortion”lı müzikler eşliğinde yazan Hakan Günday, “Daha”yı kaleme alırken “bu defa müzik bir kulağımdan girdi, öbüründen çıktı” diyor.

Hakan Günday için fazla söze gerek yok. Onu bilen zaten biliyor. Uzun zamandır yeni romanı “Daha”nın tadımlık parçalarını gazete eklerinde, internet sitelerinde okuyorduk. “Daha” nihayet raflardaki yerini aldı. Her yeni Günday romanında kaşınan ellerimizle bir yandan kitabın sayfalarını karıştırdık, bir yandan da Günday’la Aktüel için konuştuk.

** “Malafa”da Antalya’daki satış deneyimlerinizden faydalandığınızı söylemiştiniz daha önceki bir röportajımızda. Daha’da ise insan kaçakçılığı konu ediliyor diyebiliriz, kabaca. Yeni bir yazı konusuna karar verme aşamasını merak ediyoruz. Bizzat gözlemledikleriniz mi, okuduklarınız mı, izledikleriniz mi kalemi elinize aldırdı “Daha”nın başlarında?
Benim için her kitap aslında bir soruyla başlıyor. Bu defaki soru da bireyin kalabalıkla olan ilişkisi üzerineydi. Tek olanın çok olanla ilişkisi… Sonrasında sıra, bu soruyu olabildiğince geniş bir açıdan incelememi sağlayacak olan bir hikaye tasarlamaya geldi. Ve bu noktada da yasadışı göçmenlerin, onları bir noktadan diğerine taşıyan insanlarla olan ilişkileri ekseninde bir hikaye çıktı ortaya. Tarafların birbirine güvenmediği ama birbiri sayesinde varlığını sürdürdüğü bir ortam… Böylesi bir hikâyenin ortaya çıkmasında mutlaka okuduklarımın da etkisi olmuştur. Ancak en nihayetinde, yasadışı göç ve insan kaçakçılığı, her gün alınan gazetenin içinde, küçük bir köşede duruyor. Ve o küçücük köşeden, insana ve mevcut dünyaya dair yüzlerce gerçeği bağırarak anlatıyor zaten. Kulak kabartmak yeter.

25 Ekim 2013

Zakkum'dan bir Ankara albümü daha*



* Aktüel'in yeni sayısında kısa haliyle yayınlanan röportajın uzun hali huzurlarınızda... 

Kayıt aşamasını yazın en sıcak günlerinde yapan; Yusuf Demirkol, Cem Senyücel, Eren Parlakgümüş ve Emre Yılmaztürk’ten kurulu Zakkum, “Her Gün Sonbahar” albümünde harikalar yaratmış.


** Raindog’dan bu yana uzun zaman 
geçti. Sizin bakış açınıza göre neler değişti?
EREN : Aslında hemen hemen  herşey değişti. Çok uzun bir süreden bahsediyoruz, 15 seneden… Bu süre müziğe, hayata ve tabi kendimize bakış açımızın değişmesi için fazlasıyla yeterli bir süre.

CEM: Öncelikle şunu söylemeliyim ki Raindog bir cover grubuyken Zakkum tamamen kendi şarkılarını üreten ve çalan br grup. Raindog, sahne hayatımızın ilk sekiz yılını kapsadı. Gençliğimiz, yirmili yaşlarımız, o yılların Ankara’sı, hep Raindog ismiyle iç içe geçmiş hafızalarımızda. Bir grup adından çok, hayatımızda koca bir döneme verdiğimiz isim gibi Raindog. Sonrasında Zakkum başlıyor zaten.
Raindog, kendi döneminde Ankara’nın en çok ses getiren, ismi tanınmış cover grubuydu belki de... Fakat Zakkum ismine geçip, ilk albümümüz Zehr-i Zakkum’u kaydettiğimizde; sanki tekrar ilkokul birinci sınıf sıralarına geri gönderilmiş lise öğrencileri gibi hissettik kendimizi...

YUSUF: Ankara’da alkış sesine, başarı hissine alışmıştık Raindog'la... Zakkum macerası başladığında ve tüm ülke vitrinine çıktığımızda, yepyeni bir kapı açılmıştı artık ve bu yeni dünyada, bizi henüz kimse tanımıyordu.
Her şeyi unutup, tüm kuralları yeni baştan öğrendik diyemem. Raindog, bize yeterli donanımı sağlamıştı aslında. Bin geceyi aşkın performansı geride bırakmıştık Zakkum ismine geçerken... Hepimiz için bir okul oldu Raindog. En güzel yanıysa, aynı dört kişiyle devam ediyor olmak hala... Bazen aklımızdan geçiyor, bir Raindog gecesi yapalım, sadece o eski repertuarı çalalım diye.
Hele şu albüm sonrası yoğunluğu ve yorgumluğu geçsin, kim bilir belki gider çalarız yeniden britpop’u da indie rock’ı da :)

24 Eylül 2013

Robbie, Miley, Eminem, Spotify ve Teoman'dan notlar


 Az ve öz Robbie Williams
2000’lerde yakaladığı başarıyı sonraki albümlerinde yakalayıp yakalayamadığı tartışma konusu olabilecek bir isim, Robbie Williams. Yedi yıl sonra ilk kez turneye çıkan ve iki ay boyunca Almanya, Hollanda, Avusturya, İsveç, Danimarka, İtalya, Belçika, İsviçre, Hırvatistan ve Norveç’te başarılı performanslara imza atan Williams, henüz canlı olarak Türkiye’ye gelmedi diye üzülmemek lazım. Zira Williams’ın “Take the Crown Stadium Tour” kapsamında 20 Ağustos’ta Tallin’de verdiği konseri baştan sona izlemek mümkün. “Bodies”, “Millenium”, “Let Me Entertain You”, “Feel”, “Angels” gibi hitlerini seslendirdiği ve 55 bin seyirci karşısında ter döktüğü bu konserin sadece dört gösterimi olacak. 30 Eylül, 1-2-3 Ekim tarihlerinde İstanbul’da Kanyon, Palladium, Caddebostan CKM Budak; Ankara’da Panora ve Cepa; İzmir’de Forum Bornova ve Eskişehir’de Espark’taki Cinemaximum’larda gösterime girecek konser için elinizi çabuk tutun. Tek seans olan 21.45’i de not almakta fayda var.

8 Eylül 2013

Şekilli Alex ve maceraları...

 Şekilli duruşlu Alex Turner (Foto: Güniz Türkyılmaz)
Trafik dolu kilometrelerce yolu teptiğim bir grup var halen düşüncesi hakim zihnimde. Çünkü konsere git gel konusunda galiba artık iyice üşengeç hissediyorum kendimi. Aslında buna şımarıklık diyebiliriz. Burnumuzun dibine kadar gelmelerine alıştık galiba artık grupların...

Arctic Monkeys'e gelmeden, yeni RNC hakkında birkaç kelam edesim var. Bir, Hezarfen'i seviyoruz. Ne kadar uzak olursa olsun. Kurtköy'ü sevmiyoruz, hiç sevmemiştik. Burası çok net. İki, ParaCard meselesini sevmiyoruz. Çok uzun kuyruklar, kart için ayrı kuyruk, yiyecek içecek almak için ayrı kuyruk. Gerçekten anlamsız. Bir de otopark konusunda çok garip durumlar söz konusu. Hiçbir yerde çıkış yazısı olmadığı için otopark içinde tavuk gibi dönüyorsunuz. Üstelik ortamda ışıklandırma da yok. Karanlık içinde görevli midir değil midir anlaşılmayan insanlar size el kol ediyor, fakat kapıda korkunç yığılmalar, Türk usulü birbirinin önüne atlayan ve meseleyi Mecidiyeköy iş çıkışı saatindeki kaosa döndüren arabalar yüzünden kendi taşıtınız içinde saatler geçiriyorsunuz. Festival çıkışı tabii, bir yere kadar makul, diyeceksiniz. Fakat koordinasyonsuzluk öyle bir tavan yapmış durumda ki, o görevliler neden orada dikiliyor o zaman, neden hiçbir yerde ışık yok ve neden yandaki ayı benim önüme kırıyor diye düşünüyorsunuz. O zaman makul değil, kusura bakmayın. 4 saat yol tepip müzik dinlemeye gelmişim, mümkünse 1 saat içinde alandan alnımın akıyla ayrılmak istiyorum. Oraya bir düzen kurulsa ve arabalar insan gibi kuyruk bekleyerek çıksa, sorun yok.

27 Ağustos 2013

Kings of Leon'un yeni albümü, Lana Del Rey vs GaGa ve 4 Vokal



KRALLARDAN İSMİYLE MÜSEMMA BİR DÖNÜŞ
Krallar gibi!
24 Eylül’de yayınlanacak “Mechanical Bull” albümlerinden önce Kings of Leon cephesinden hemen her gün yeni bir şarkı kaydettikleri haberleri gelmekteydi. Grammy ödüllü ekibin üç yıl önce yayınladığı “Come Around Sundown” sonrasında pek ortalarda görünmemesi, yeni bebekler ve yeni ailelerin gündeme gelmesiyle doğru orantılıydı. Grup dağıldı dedikoduları aldı yürüdü ama arada. Bu yüzden bu yıl KOL’dan gelen ilk single “Supersoaker” gönülleri ferahlattı. Albüm henüz yayınlanmadı ama, biz “Mechanical Bull”u önceden dinleme fırsatı bulduk. Albümün açılışı olan “Supersoaker” iyi de, neden yaz başında önce “Don’t Matter” gelmedi, itirazımız ona.  Çünkü “Don’t Matter” bir hayli Amerikanvari, cayır cayır bir rock şarkısı. “Rock City”, 90’lar Seattle dünyasına göz kırpan, Aerosmith tipi intro’suyla kalpleri fetheden bir şarkı. “Family Tree”de de bu hava var. Kings of Leon’un üslubunu bozmadan yapacağı en sert şarkılardan biri yani. Grubun ikinci single’ı “Wait For Me” enfes bir aşk şarkısı. “Tonight” çalarken kendimizi yollara vurasımız geldi. Albümün son şarkısı “On the Chin” de bir evvelki albümün son şarkısı “Mi Amigo”yla kardeş adeta. Pek sakin, pek cool. “Mi Amigo” nasıl ki “Come Around Sundown”ın gizli cevheriydi, “On the Chin” de böyle bir şarkı. Sonuç ise, yıldızlı bir pekiyi. “Come Around Sundown”u sevdiyseniz “Mechanical Bull”u kesinlikle çok seveceksiniz. Sanki bir gençlik dizisi için yazılmış, ama kesinlikle oturmuş, çok dinlenecek, çok sevilecek şarkılar bunlar. Günleri saymaya başlayın, kısacası.