24 Mart 2010

Buyur sahip!

Kurban, benim için ilk albümlerini yayınladıkları 1998'den bugüne çok özel bir grup olmuştur. Birçok kez konserlerinde kalabalıkta ezilme tehlikesi yaşamama, bir tanesinde neredeyse denize uçmama ramak kalmasına, hatta aşağıdaki röportaj ve çekim öncesinde grupla hayli çetin bir mücadeleye girmiş de olmama rağmen (sonrasında şeker gibi olmuşlardı gerçi o ayrı), adamların gönlümdeki yeri öyle ayrı ki, ne yapsalar benim için her zaman tolere edilebilir bir hale geldiler.

Kurban'la Sahip vesilesiyle, albümün geçtiğimiz sene Kasım ayında çıkacağını düşündüğümüz için (onlar da öyle düşünüyordu gerçi) Pelin'le birlikte kapak röportajı yapmıştık fakat sonrasında hemen her grubun başına geldiği gibi albüm çıkışı gecikti. Gecikti, gecikti ve aradan beş ay geçtikten sonra albüm nihayet raflardaki yerini buldu.

Albümü beş ay öncesinde dinleme şansı yakalamıştık lakin şimdi elimizde kanlı canlı tutunca, kimse olmadan kulaklığa gömülünce insan daha farklı algılıyor, tabii hemen her şarkıyı. Ben "şiddet kullanarak" tavsiye edeyim de, albümü dinleyip favorinizi seçin.

Çıkış şarkısı "Soykıran"ı web sitelerinden dinlemiş ve nasıl da çılgın attığını zaten görmüş idik. Albümün geri kalanının da ondan aşağı kalır yanı yok. Gene de ilk "döndermede" favorim "Hakim" (ben genellikle A1 seven bi insanım) ve "Yobaz".

Bir kıyak olarak da o gün çekim yapılırken cep telefonuyla çektiğim şu vidyoyu da huzurlarınızda ifşa ediyorum. Burak ve Deniz'in çekimlerine denk gelmiş. Fotoğrafları çeken fotoğraf editörümüz Dinçer Dinç. "Kımerağ arkanız var yeağğğğ" diyen yüzü görünmeyen kişi ben, bir ara kamerayı çenesine soktuğum kişi Burak. Sonrasında "kamera mı bu şimdi" diyen Özgür, sonunda poposunu çekmeyi başarabildiğim arkadaşımız da makyözümüz. Diyaloglar fantastik.
Umarım forumlara düşmeyiz.

(Kamera tutmayı ezelden beri becerebilen bi insan olsaydım dergici olmazdım di mi?)

Röportajı merak ediyorsanız da, alttaki fotolara tıklayıp okuyabilirsiniz. Ve evet, ben de sizi çok seviyorum. :)









18 Mart 2010

Ati Bey'den hediye böcük


13 yaşında çok bunaldığım bir tatilde, Antalya'nın ara sokaklarından birinde dolanırken, seyyar bir kitapçı elime tutuşturmuştu Sıdıka/Öpücük Balığı'nı. Metis yayınlarının o zamanlar çıkardığı bu incecik, küçücük kitap beni çok acayip bir dünyaya götürmüştü.

Sonrasında lise yıllarım boyunca "Ben sevdim siz de sevin!" diyerek elden ele dolaştırmıştım o küçücük kitabı ve sonraki Usulcacık'ları, Ebekulak'ları, Civciv Kutusu'nu, Uyuyamadığım/Düş Kovalayan'ı.. Taa ki o canım kitaplarım sayfaları bir bir yolunmuş, üzeri karalanmış, kapağı kırış kırış olmuş şekilde bana geri dönene kadar... Sonrasında İletişim Yayınları'ndan çıkan tüm kitaplarını kendime sakladım, elbette. Birkaç manitacılığa kurban gitti Menekşe İstasyonu, birinde de Yalnızlık Aletleri kalmıştı galiba. Yeniden aldım ve kitaplığımın en müstesna yerlerine dizdim sıra sıra. Çünkü Atilla Atalay'a olan hayranlığım, bitmek bilmez bir hızla yol alırken onun gibi yazmak dediğimiz şey, damarlarıma kıskançlık dediğimiz o melun zehri düşünmeden zerketmişti.

Babamdan kalma bir alışkanlıkla zaten bizim eve her Çarşamba Fırt, Hıbır, Dıgıl falan girerdi. Ama Atalay'ın yeri ayrıydı. Sayesinde o dönem yazdığı HBR Maymun'la birlikte devam ettim Sıdıka'ya. Ve tabii o insanın gözüne yumruğuı çakıveren öykülerine. Onlar başkaydı.

Şanslıyım, sonrasında 23 yaşındayken, Atalay'la bir mizah dergisinin kurulmasını gündeminde bir iş görüşmesi vesilesiyle bizzat tanışma şerefine de nail oldum. Hiç unutmam, Talimhane'de bulunan bir ajansta gerçekleşen iş görüşmesi, onun okuruyken arkadaşı olan genç bir öğretim görevlisi bir kızcağızın da gelmesiyle bir anda lezzetli bir sohbete dönüşmüş, tam üç saat boyunca Atalay yazdığı dizilerin senaryolarını üçe katlayacak bir performansla iş görüşmesini bir anda yerli tiyatroya çevirmiş ve bizi gülmekten yerlere yatırmıştı. Ama o görüşmedeki tavan noktası, üstadın henüz çaylak gibi YeniHarman'da, Lemanyak'ta bir şeyler karalayan bendenizi ismen bilmesi, "Aa ben senin yazılarını okuyorum" demiş olmasıydı. İşte o vakit; açlığımı, susuzluğumu, başağrımı ya da çalan telefonları tamamen unutmuş, beni seçtiğim yola hızla itekleyen o yazıların müsebbibine doğru gülümseyip kızarmış, bozarmış ama bir yandan da çok gururlanmıştım. Hayatın beni, yaptıklarımın doğru olduğuna inandırması gerekiyordu ve o anda buna o kadar inanmıştım ki halaya koşabilirdim.

Sonrası.. O mizah dergisi Ati Bey olmadan çıktı ve bendeniz de başka bir yola doğru savruldum. Kendisiyle kitapları dışında bir daha biraraya gelemedim. Ne yalan söyleyeyim, çok yıllar geçince de LeMan dergisinde devam eden Sıkılhan karakterini diğerleri gibi benimseyemedim. Sıdıka'nın dizisine çok gülerdim, hatta bir dönemin en acayip karakterlerinden
, nefsini terbiye etmek için 1976-1979 yılları arasında bilfiil çişini tutmuş ünlü karate hocası Baturalp Dinçdarı'ya da çok gülerdim. Ama hiçbiri yazarın kitaplarında okuduğum tadı vermedi, elbette bana.

Atalay'ın Kalbin Böcüü adını verdiği 13. kitabı diğer kitaplarının sonlarında bulunan öykülerin bir derlemesi. Kitap içinde Atalay'ın 30. yazı yılı nedeniyle 30 öykü bulunuyor. İçindeki tek yeni öykü de "Kalbin Böcüü". Yeni öyküler beklerken best of'la karşılaşmak birazcık hayalkırıklığına neden olsa da, gene de üstadın Fintasfenkinör, Ornitorenk, Yatık Sekiz gibi ünlü öykülerini yeniden okumak beni yine lise yıllarıma fırlattı, o vakitlerden bu vakitlere gelirken de biraz rötar yaptım işte.

Aranızda henüz kendisiyle tanışmamış olanlara şiddetle tavsiyedir.



2 Mart 2010

Dikkat! Bu liste çarpıntı yapabilir...


Son birkaç aydır Atilla Aydoğdu tarafından derlenen en'li listelerimiz döktürüyor. Tüm zamanların en iyi 50 klibi ve son 10 yılın en iyi 50 albümünden sonra bu ay da Tüm zamanların en iyi 50 seks şarkısını seçtik.

Liste dediğin, tarafımızca yapılan bir sıralamadan ibaret elbette. Aydoğdu, bu konunun eksperi, ancak listesini hazırlamadan önce elbette bizlerden de fikir alıyor. Adaylarını yolluyor, bizim önerdiğimiz şarkıları da dikkate alıyor ve neticede o şahane listeler çıkıyor ortaya.

Ne yalan söyleyelim, 50 seksi şarkı listesi hepimizin avuçlarını kaşındırdı. Herkesin adayları enfesti. Lakin yer kısıtlıydı. Gönlüm listenin diğer adaylarını da görmezden gelmeye razı olmadı, en azından kendi payımın bir kısmını buraya yazmak istedim.Uzuun uzun okumak isteyenleri Billboard Mart sayısına davet ediyorum :)

En Seksi deyince, seksi anlatan mı, seksi hissettiren mi, düşündüren mi diye düşünmeyin. Konuyu genel olarak takibe alın. Bu şarkıları dinlediğinizde sıcak basabilir, ama aynı zamanda "hehehe eloooeeeaa!" diye eğlenebilirsiniz de. Bazılarını utançtan dinleyemeyebilirsiniz. Fakat gene de aklınızın bir kenarında dursun. Dinleyip hangi şarkıdan en çok utandığınızı, hangisiyle gaza geldiğinizi siz bulun. Hatta listeye eklemeler çıkarmalar yapalım, iyice neşeli olsun.

Buyrun listeye. Fakat uyaralım; üstüste çok dinlemeyin, çarpıntınız tutabilir. Amanın yani...

Vega- Tamam SustumHayko Cepkin- Fırtınam