18 Mart 2007

özledim skunk anensie'yi...

1999 benim çok harala gürele yaşadığım bir yıldı.
17 yaşında hayatın en süper zamanlarında, üniversiteye hazırlanan bir garip serçeydim işte o zamanlar. mekanları insanlarla, kokularla ve en çok da şarkılarla hatırlarız ve kafamıza öyle kodlarız ya, işte benim ilk aşık olduğum yaz çok dinlediğim bir albüm vardı: "post orgasmic chill", o zamanlar skunk anensie idi, sonradan skin olarak bize bir çok damar şarkı da hediye etti o muhteşem sesli kadın. ama o albümün yeri bende ayrıydı. ilk şarkının, daha doğrusu "charlie big potato"nun ezan sesinin deforme edilerek başlaması meselesi dikkatli kulaklardan kaçmadı ama ota boka hohlanan islami çevrenin gözünden kaçtı zannediyorum. yoksa skin rahat rahat rock'n coke'a gelemezdi herhalde. taşlarlardı kadını! kaldı ki, bu albümden iki sene sonra "charlie's angels 2"de, drew barrymore'un dansöz olup göbek attığı sahnede de arkada deforme edilmiş bir ezan sesi duyulmaktadır ve duyarlı çevirmenlerimiz "kınıyoruz" yazarak o sahnedeki diyalogları türkçeye çevirmemiştir. bu da hassas kulaklı arkadaşlarımızın "post orgasmic chill" adlı şahane albümden haberleri yoktur, bu da müzik özgürlüğümüzü sınırlamamıştır! şükür ya bismillah!
fakat gene de ilk aşkıma hastalanarak aşık olduğum o yazın şerefine, youtube'da skunk anensie'nin "lately"sini dinleyip bu durumun şerefine vişne suyu kaldırdım... "LATELY I CAN'T SEEM TO COLOUR WHAT WE'VE LOST IT ALL SEEMS LIKE BAD MEANSWHEN LOVERS TURN FROM LUSTTHEN I TRY, TRY TO SMOKE ALONE" diyor sanatçı şarkısında!!

17 Mart 2007

yürüdüm...


bahar gelsin!
pek bir emir kipiyle konuşmaktan hazzetmesem de, yine de bazen bunalıp "ehöyyt" yapabiliyorum. kaldı ki kışın bir türlü gelememeleri ve abuk havalara maruz kalmalar epey bir canımı sıkmıştı. galiba baharın zamanı geldi.
bir zamanlar "baharı bekleyen kuşlar gibi" vardı. aklıma san'at güneşimiz zeki müren gelir. küçükken "bu kadın mı erkek mi" diye sorduğumda annem, muallak cevaplar vererek körpe dimağımı iyice karıştırırdı. şimdi zakkum'a da bakınca "bunlar kadın mı erkek mi" diyorum, değişen pek bir şey yok!
değişmeyen şey, o beşiktaş'a giden ağaçlı yol.
benim hayatımdaki büyük bir takıntımdır.
bahar geldiğinde, o ağaçlı yoldan geçerek giderdim fakültenin olduğu beşiktaş sahiline. yavaş yavaş yürürdüm yol hiç bitmesin diye. diskmenimi kulağıma takar, ne gelirse onu dinlerdim.. ama en çok "sleeping with the ghosts" zamanını hatırlıyorum galiba. "brian molko kadın mı erkek mi allasen?" ... "ama bu english summer rain de çok acayip şarkıymış canım!" .. giriş parçasını yolun başına ayarlardım.. ki hiç bitmesin o şarkı. "Always stays the same, nothing ever changes, English summer rain seems to last for ages..."
ağladım, sevindim, durdum.. ama o ağaçlı yoldan hiç vazgeçmedim.
bahar gelsin bir zahmet, bu nedenle.
çok pis yürüyesim var.

2 Mart 2007

ağzıma sıçtın birol...


Bir şarkıya takılmışsan
Üstüne çökmüşse sözleri, yanında hüzün
Ruhuna ucundan dokunmuşsa,
Kararmışsa gün gibi aydınlık yüzün
Her telefon çaldığında
Karşındaki yine bir başkasıysa
Ağlamak, beklemekten çok kolay
Bir parça bile umut kalmadıysa
Ahh kaybolan
El değmemiş ruhumdu kir tutmayan
Ahh kaybolan
İçindeki çocuktu yeri dolmayan
Her gece yattığında
Aklındaki sevgilin değil bir başkasıysa
Ve her şeyi unutup uyumak istiyorsan
Sığınmak için seçtiğin yer rüyalarınsa
Her aynaya baktığında
Karşındaki sen değil bir başkasıysa
Ağlamak aldanmak kadar kolay
Kendine bile bakacak yüzün kalmadıysa
Görmüyor musun kabuk bağlamıyor kanattığın hiçbir yaran
Hiçbir zaman geri dönmüyor kaybettiğin onca insan
Saat dört olmuş arıyorsun çaresini hüznün kederin
Acıdan başka dermanı yok ki boşvermiş bünyenin..

İyi bir Türkçe albüm dinlemeyeli epey zaman olmuştu. Gripin'i çıkmadan aylar öncesinde dinleme şansımız olmuştu ama yeniden dinlediğimizde an itibarıyla tam tabiriyle "oha falan olduk". Gerçekten bir albümden ne bekliyorsanız o. Yukarıdaki şarkı "Dört". Gerçekten de ağzımıza sıçtın Birol, ve tüm Gripin, Sony'nin de dediği gibi artık A grubu Türk rock grupları kategorisine girmeniz lazım. Bir diğer canıma okuyan şarkı da son günlerdeki moralsizliğime derman gibi gelen "Ordinary Day" ve Dolores O'Riordan'ın sesi elbette. Bana sabah sabah mutluluk, güçlülük ve sukunet aşılıyor. Çünkü, "hayat göründüğünden daha karmaşık ama bugün sıradan bir gün" diyor. Galiba ben o kadına da aşığım. Aha! Zaten rüyamda Ellen DeGeneres'i gördüm, aşığım falan demeyeyim, kıllandım bir an!
Valla Oscar'dan!
Neyse. Özetle, hassas bir zamandayım, iyi ki varsın Gripin ve tabii ki Dolores O'Riordan!
Her şey çok güzel olacak!